Sensei

Dr. Barış Şentuna (Beden Eğitimi ve spor Bilimi Doktoru)

Sensei Barış Şentuna

Senseimiz ve Dojomuzun kurucusu, Barı Şentuna, 2001 yılında ODTÜ'de ilk Aikido çalışmalarını başlatmış, halen daha bu görevi 150 ye yakın kayıtlı öğrencisi ile sürdürmektedir. Bünyesinde her yaş gurubundan Aikido çalışanları bulundurur. Çocuk, Genç, ODTÜ Örencileri ve mezunları, 35 yaş üstü.. Barış ŞENTUNADünyanın en büyük hocalarından olan, Nobuyoshi Tamura'dan (yaşayan efsane olarak bilinen Aikido'nun kurucusu Morihei Ueshiba'nın direkt öğrencisi ve asistanı, Fransız Aikido Federasyonu'nun kurucusu) ikinci derece siyah kuşak sahibidir. ODTÜ Aikido Dojosu Tamura'nın ve onun öğrencisi olan Nebi Vural Sensei'nin Aikido stilini ve prensiplerini benimsemiştir.

Barış ŞENTUNA; 1978 Bandırma doğumludur. 2001 yıllında Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü'nden lisans derecesi almış, 2004 yıllında ODTÜ Felsefe Bölümü'nden yüksek lisans derecesi almış, 2005 yılından itibaren, ODTÜ Beden Eğitimi ve Spor Bölümünde doktora yapmaktadır.2006 yılında doktora yeterliliğini vererek Türkiye'de Aikido üzerine ilk bilimsel çalışmayı yayınlamış, yine Aikido üzerine tez çalışmalarını yürütmektedir.

ODTÜ Aikido Dojosu, Aikido Felsefesi'ni kendine temel olarak almıştır. Dersler Barış Hocamızın Felsefeci kimliğinden yola çıkarak, hem Aikido ve doğu felsefesini incelemekte hem de batı düşüncesi ve yaşamı ile karşılaştırmalar sunmaktadır. Barış Hocamızın beden eğitimi spor bilimi bilgisi ve deneyimi, Nebi Vural Sensei gibi, dünyaca ünlü bir Sensei ile düzenli tekniki çalışmalar ile birleşince, katılımcı seviyesini Türkiye'nin en yüksek katılımlı Aikido Dojosunu oratay çıkarmıştır.ODTÜ Aikido Dojosu ayrıca, Nebi Vural Sensei'nin bizzat 35 yildir hocası olan, yaşayan efsane olarak bilinen, tartışmasız dünyanın en büyük hocası olan Tamura Sensei'nin Aikido anlayışını kendine dayanak olarak almıştır.

Hocamız hakkında daha yarıntılı bilgiye Kişisel Sayfası http://www.sentuna.com dan ulaşabilirsiniz...


Aşağıda Barış Şentuna Sensei ve Tamura Shihan'ın, 2009 yılında ODTÜ Aikido Dojosunun da büyük katkılarıyla Ankara'da Düzenlenen 2. Uluslararası Tamura Shihan Seminerindeki çalışmalarından bir kısmının yer aldığı video klip bulunmaktadır.


Büyük Senseilerimiz

O'Sensei » Tamura Sensei » Nebi Vural Sensei

Tamura Shihan

2 Mart 1933 de Osaka- Japonya’da doğdu. Soyu Japonya’nın asil ailelelerinden gelen Tamura’nın babası da kendo ustasıydı. Nobuyoshi Tamura 1953 yılında Aikikai Hombu Dojo’ya Morihei Ueshiba’nın uchi-deshi’si olarak katıldı. O-sensei’nin en iyi öğrencisi olan Nobuyoshi Tamura, kurucunun pek çok gösterisinde kendisine eşlik etti. 1964’de Aikikai’nin resmi temsilcisi olarak Fransa’ya yerleşti. Kendisi Milletlerarası Aikido Federasyonu’nun (IAF) kurucusu olup, Teknik Yüksek Konseyi (Superior Concil) temsilcisidir. Fransız Aikido Federasyonu milli teknik danışmanı olan Tamura Sensei dünyanın en yüksek Aikido ustası sayılmaktadır. 65 yıldır disiplin sanatlarını (Budo) çalışan Tamura Shihan, aynı zamanda pek çok ülkenin de Güvenlik kuvvetlerinin teknik eğitmenidir.



Tamura Sensei Fotoğraf Albümü

Tamura Sensei Genel bir Seminerde Ikkyo Öğretirken

Tamura Sensei Roportajı

Budo International tarafından yayınlanmıştır.

Editörün Notu: Tamura Sensei ile yapılmış olan bu roportajı dosyalarımızdan birinin içinde bulduk, ancak bize nasıl ulaşmış olduğunu bilemiyoruz. Eğer arkadaşlarımızdan ya da okurlarımızdan bu konuda bilgisi olan varsa ve bunu bizimle paylaşırsa çok memnun oluruz. Aslında, bu röportajın Tamura Sensei'nin öğrencisi olan arkadaşlarımızdan biri tarafından elimize ulaştırılmış olduğunu düşünüyoruz: Stephane Benedetti, 5. Dan, Mirabeau'daki Mutokukai Europe Dojo'nun baş eğitmeni, Jean-Jacques (Jisch) Scheuren, 4. Dan, Lüksemburg'daki Aikido Kopstal-Bridel'in baş eğitmeni, and Robert Le Vourch, Fransa'daki Aikido Club of Lesneven'in başkanı.
Bu insanlara son birkaç yıl boyunca bize verdikleri destek ve yardımlardan dolayı çok teşekkür ederiz. Eğer bu röportajı onlardan biri ulaştırdıysa bunun için de teşekkür ederiz.Bu röportajın tekrar basılmasında bize izin verdikleri için Avrupa'nin savaş sanatları dergisi Budo International'a da çok teşekkür ederiz.
Pek çoğu çağırıldı ama çok azı seçildi. Usta Nobuyoshi Tamura kendisini O-Sensei'nin Aikido sanatını yayması için seçtiği küçük bir grubun içinde buldu. "Uchi deshi" temsilcilerinin en tanınmışlarından olan ve büyüleyici bir karizmayla donatılmış olan Tamura Sensei bu sanatta dünyanın ve özellikle de uzun zamandır yaşadığı ve bilgisini paylaştığı Fransa'nın yadsıyamayacağı liderlerden biri haline geldi.
Budo International bu röportajla Tamura Sensei'nin ruhuna yakınlaşmaya çalıştı. Umarız ki onun kelimeleri Aikido yolundaki arayışlarınızda zenginleştirici bir etkiye sahip olur.

Bunca yıldır Aikido çalışan bir insan için Aikido'nun anlamı nasıl değişti? Yeni başlayan birisininkiyle kıyaslandığında sizin için değişim oldu mu?
Gerçekte Aikido'yu tam manasıyla tanımlama olanağı yoktur. Her durumda kişi Aikido'nun bir savaş sanatı olduğunu bilmelidir. Bunu böyle değerlendirenler doğrudur. Aikido'nun amacı uyumdan başka birşey değildir (Ai=uyum): bir tür ormanın yaratılması. Uyum Aikido yoluna bağlılığın bir sonucudur.
Bu uyuma ulaşmada kullandığınız araçlar nelerdir?
Gerçekte bu uyum fikrini anlamak çok kolaydır. Kişi sadece Aikido'nun uygulama kurallarını tatami'de (minderde) de takip etmelidir. Belki sizinle Aikido hakkında konuşma gerçeği bile Aikido'yu ifade etmenin bir yoludur. Bu aynı zamanda Aikido yapmaktır.
Yani Aikido minderde uygulanır, fakat Aikidonun öğretileri günlük yaşama uyarlanmalıdır demek mi istiyorsunuz?

Evet. Minderi (tatami) günlük hayatın küçük ölçekte bir modeli gibi düşünebiliriz, ve sonuç olarak, dojonun içerisinde yaptığımız herşey dışarıdaki yaşantımızda da uygulanabilir.
Bir usta Aikido çalışırken, haraketleri dairesel olduğundan ve sürekli vücudunu gevşetmeye çalışıyormuş gibi gözüktüğünden, sanki rakibini yenmeye çalışmıyormuş gibi görünüyor.
Yine de, bir Aikido ustasının gerçek bir mücadele (dövüş) sırasında rakibini yenmeye çalışmaktan hiçbir zaman kaçınmayacağını belirtmek gerekir. Soruda bahsi geçen dairesel hareketlere gelecek olursak, bunlar etrafımızdaki herşeyin sembolüdür. Dünya dairesel, atomlar yuvarlaktır vs. Aslında dairesel hareketler evrenin küçük bir kopyasıdır.

Tipik bir Aikido dersi neden gevşeme ve esneme hareketleriyle başlar?
Gevşeme bütün alanlarda çok önemlidir. Gevşememiş olmak doğal değildir, tecrübeler göstermiştir ki, gevşeme eksikliği etrafımızda herhangi bir şey yapmamıza engel olan bir çeşit duvar örer. Gevşeme sayesinde bu duvarı yıkabiliyor ve doğru şekliyle Aikido çalışabiliyoruz.
Duygusal tutumumuzu tümüyle değiştirmesek de gevşemek gereklidir. Mesela, mindere kötü bir ruh haliyle veya birisine kızgınken çıkabilirim. Ancak, önemli olan doğal davranmaktır.
Bu, "kapalı" bir tutumumuz olmaması gerektiğini anlamına gelir. Her durumda hem güçsüzlük zihniyetinden hem de aşırı sertlikten kaçınmamız gerektiğini anlamalıyız. Bunu uygulama şansına konuşmamızın başında siz de sahip oldunuz. Yapmayı planladığnız tüm hazırlık işlerini bir yana bırakıp rahatlamaya çalıştınız. Bir tür doğaçlamayla hareket etmeniz gerekiyordu ve bu çok daha iyi.
Aikido'nun doğuşunu çevreleyen koşullar nelerdi?
Aikido'nun modern bir dövüş sanatı olduğunu söyleyebiliriz. Bunu başlatan ve sanatın öğretilerini derleyen, 1968 yılında ölen Ueshiba Usta'dır. Kendisi Aikido şeklinde adlandırdığımız sanatı 1942'de bugünkü haline getirmişti.
Aikido'nun Aikido çalışana faydaları nelerdir?
Bu kişiye ve onun hedeflerine göre değişir. Bu bir pasta gibidir: büyük veya diğer küçük bir dilimi alabilirsiniz.
Sakıncası yoksa, sizin Aikido'da kişisel olarak bulduğunuz yararları öğrenebilir miyiz?
Ben şahsen, huzur ve sükun buldum.
İnsan çok ağır antrenman yapınca bitkin düşebiliyor ama idmanı sürdürürse bu bitkinlik ortadan kalkıyor. Bu durumu açıklayabilir misiniz?
Yorgunluğun iki türü vardır: bedensel ve zihinsel. Tatami üzerinde bedensel yorgunluk hissederiz.
Bunu, idman yaparken yoğun bitkinlik durumundan gevşemeye ve zihinsel dinginliğe geçmeyi bize öğreten geleneksel Japon öğretilerinde bulabilirsiniz. Eğitimimizin temelinde bu vardır. Bu çok somut bir deneyim ve insana "sıra dışı" deneyimler yaşama olanağı veren harika bir alışkanlık.
Böyle yoğun bir idmanın ortasında bu yorgunluk eşiğine ulaşan insan pes edip bırakırsa üzüntülü ve sıkıntılı bir ruh haline girebilir, oysa ki idmanı sürdürüp bu dönüm noktasını aşarsa çok daha olumlu ve dingin bir duruma erişir.
Bu ruh durumuna erişmek için dönen Türk dervişlerin ya da mağarada inzivaya çekilip yemeyi bırakan gizemcilerin yaptığına benziyor mu bu? İçinde Japon gizemciliğini barındırıyor mu?'
Bence Aikido'da gizemli birşey yok. Bu, insanın Aikido'yu nasıl gördüğüne ve farklı kültürlerin bakış açılarına bağlı. Örneğin, bazı kültürlerde bir adamın Aya gitmesi gizemli değil delice bir düşüncedir.
Ben "gizemli" sözcüğünü söylerken, yaşamımıza anlam veren, davranışlarımıza yön veren deneyimleri kastediyordum. Aikido'nun bu tür deneyimler yaşamayı olanaklı kıldığını sanıyorum. "Eşik" kavramını da göz önünde bulundurarak O'Sensei Ueshiba ile deneyimlerinizden söz eder misiniz?
Bu hayli geniş bir soru oldu. Pek çok boyut içeriyor. Şunu söyleyerek başlayabilirim; küçücük televizyonlar ve radyolar üretmek biz Japonlara pek kolay gelir; gündelik yaşantımız bunlarla doludur.
Bununla birlikte, iyi göremeyen ya da duyamayan birine bunlar gülünç ve işe yaramaz görünecektir, aynı şu "büyülü" tekniği deneyimlememiş kişilere olduğu gibi. Sizin "gizemli" diye söz etmeniz de buna benziyor. Hepsi ilgili kişiye bağlı.
Kendi kişisel deneyimimden bahsedebilirim. Şubat ayında Lüksemburg'da bir otel odasındaydım. Uyuyordum. Gecenin bir yarısı birinin bana seslendiğini duydum, teyzemin sesini tanıdım. İki hafta sonra annemden teyzemin öldüğünü söylediği mektup geldi. Bence bu olağan bir olay, algısal bir seziş; ama bunu okuyan çoğu insan benim "gizemli" -hatta deli- olduğumu zannedecek.
Öğrencilerinizin en çok neyi anlamasını sağlamak istersiniz, gerek tatami üstündeyken gerekse dışarıda? Tek bir fikir ortaya koyabilme şansınız olsa, bu hangi fikir olurdu?
Bence en önemli şey, tatami üstünde olsun olmasın, bütün elinden geleni yapmaktır, hem de bugün yapmaktır, çünkü yarın yok. "Yarın" gelince bütün elinden geleni yapamamış olacaksın.

Dojoya geçtik ve antrenmanı izledik. Antrenmanın ardından Tamura Sensei'ye minderin çevresinde yürüyüp beyaz kuşaktan dan derecelerine kadar farklı düzeylerdeki öğrencileri gözlemlerken neler hissettiğini sorduk. Farklılık gözetmiyorum, yalnızca düzeltiyorum.

Eğitim esnasında sözlü anlatımlarınızı neden böylesine kısa ve öz yapıyorsunuz?
Normalde en önemli olanı anlatırım. Gerisinin öğrencinin kendi girişimiyle, emeğiyle edinilmesi gerektiğine inanıyorum. Buna göre, yaptığım anlatımları geliştirmek öğrenciye kalır; böylece öğrencinin emeğiyle ders daha eksiksiz, daha kişisel olur. Öğrencinin kişisel algısının ötesine hiç geçmem.
Ana teknik bir dizi fotoğrafla bile verilebilir, Aikido'da öğrncinin kendsini şekillendirebilmesi için, öğrencinin kendini tekniğin içine sokması ve hareketleri kendinin yeniden canlandırması gerekir.

Tamura Shihan -hem minderde hem minder dışında müstesna bir insan- ile sohbetimiz burada bitiyor.

Türkçe çeviri için Sinan İmamoğlu, İrem Ebaş ve Gizem Acarlar arkdaşlarımıza teşekkür ediyoruz...''